160. KM TANIMLARI

TARIK GÜNERSEL: Bende somut bir anısı var.

160. kilometre mi? Şiirde, hayalde heyecan verici -belki direksiyon başında da. Ama bende somut bir anısı var

AHMET GÜNTAN: Serbest değildir 160 kilometre hız basmak, cezası vardır.

Motor eskiyse, gücü düşükse 160. kilometreye çıkmak imkânsızdır, motoru aşırı yükler, yakarsınız.

NECMİ ZEKÂ: Haberciyi unutmamalı.

160. kilometre, sadece 30’lu yılların ya da Nâzım Hikmet’in hız, değişim, ilerleme, “güzel günler” iyimserliğini sahiplenmekle sınırlı kalmaz; (trenlerin bile saatte 320 km hız yaptığı bugünlerde), hiçbir konuda mütevazı olmaz, diye ümit ediyorum.

EMRAH ALTINOK: Mesele hızı yönetebilmekte.

Öyle bir hız ki, hem hıza bağımlı dünyevi gidişatı yakalayabiliyor hem de hız kapitalizminin uyuşturucu etkisiyle aptallaşmıyorsunuz. Ben hep, o hızın peşindeyim.

BİRHAN KESKİN: Şu gündöndü tarlalarının da keyfini süreriz desem, yavaşlar mısın?

160 kilometre ile giden bir araçta muhtemelen çok korkarım. Durdururum o arabayı, inerim filan. Oysa biliyorum ki sen acayip haz alırsın. Bense moleküllerim yerinden oynayacakmış gibi olurum, hızlı gitme n’olur yavaşla filan derim sana.

BURAK ACAR: Siktir et zamanı.

Ne kadar var daha? Sorunun cevabı zaman biriminden verilmiştir çoğunlukla. Çünkü soru sahibinin soruyu sorma sebebi daha ne kadar bu mide bulantısını, bu asfalt eriten sıcağı, bu taarruzane motor seslerini duyacağını öğrenme arzusudur. Ne zaman kurtulacağız? Ne zaman huzura ereceğiz? Ne kadar var daha? ‘Böyle’ gidersek aşağı yukarı bir 2 saatimiz var daha. Peki.